Diz Ağrılarına Kök Hücre Tedavisi

Kök hücreler, insan vücudunda bütün dokulardaki damarların çevresinde yerleşmiş ata hücrelerdir. Doku hasarı oluştuğunda bu hücreler aktif hale gelirler, bir taraftan dokunun tamiri için gerekli büyüme faktörlerini salgılarken, diğer taraftan iyileşme için gerek duyulan kas, kemik, eklem kıkırdağı ve yağ gibi farklı dokulara dönüşebilirler . Vücudun iyileşme ve tamir cevabının bir parçası olarak görev yaparlar. Kök hücrelerin hastalıkların tedavisi konusunda kullanımı üzerinde son yıllarda birçok çalışmalar yapılmıştır.

Kök hücreler hangi hastalıkların tedavisinde kullanılırlar?

Kas iskelet sistemi yaralanmalarında birçok deneysel çalışma yapılmış olmasına rağmen, günümüzde kök hücrelerin en önemli kullanım alanı hasar görmüş eklem kıkırdağının yenilenmesindedir. Bunun yanında çeşitli kas yaralanmalarında, kırıkların kaynama gecikmelerinde de kullanımları konusunda deneysel çalışmalar yapılmaktadır.

Nasıl Elde Edilir

Vücutta birçok dokuda olmalarına rağmen kas iskelet hastalıklarının tedavisinde araştırılan kök hücreler en sık kemik iliğinden elde edilirler. Bunun dışında kas, yağ dokusu ve dizi döşeyen sinovyal zar gibi dokulardan da kök hücreler elde edilmiştir. Bu dokularda kabaca her yüz bin hücreden bir tanesi kök hücre olduğu için, etkili olabilmeleri için bu hücrelerin çoğaltılması gerekir. Bu çoğaltma işlemi iki şekilde yapılabilir. Alınan doku örneği, hücre kültüründe üretilerek kök hücreler çoğaltılabilir veya özel santrifüj sistemleri kullanılarak kök hücreler konsantre edilebilir. Hücre kültürü iki aşamalı bir işlemdir ve önce dokunun alınıp hücrelerin üretilmesi bunu takiben ikinci bir işlemle hastalıklı dokuya nakledilmesini gerektirir. Buna karşın santrifüj ile elde edilen kök hücreler aynı aşamada uygulanabilir ve özel tasarlanmış laboratuar ortamları gerektirmez.

Nasıl Uygulanır

Kök hücreler, kültür veya santrifüj yöntemi ile elde edildikten sonra iki şekilde uygulanır. Bunlardan birisi doğrudan eklem içine enjeksiyon yöntemidir. Bu teknikte ekleme verildikten sonra kök hücrelerin hasarlı bölgeye kendilerinin ulaşması beklenir. İkinci yöntemde ise kök hücreler matriks adı verilen örtü şeklindeki taşıyıcıların üzerine yerleştirildikten sonra, cerrahi olarak eklem açılır ve kök hücreleri içeren bu matriks hasarlı bölgeye yerleştirilip çeşitli yapıştırıcılar ile tespit edilir.Kök hücrelerin etkinliğini artırmak için, beraberinde PRP (trombositten zengin plazma) hyalüronik asit gibi büyüme faktörleri ve kimyasal maddeler de eklenebilir.

Tedavi Sonuçları

Kök hücrelerin kıkırdak onarımında insanlarda uygulamaları çok yenidir. Yapılan çalışmalarda, kabaca % 80’inde başarılı sonuçlar bildirilmiştir. Kök hücre tedavisi ile oluşan kıkırdak, bir tamir dokusu şeklindedir ancak orijinal eklem kıkırdağının mimari yapısına sahip değildir. Yapılan birçok deneysel çalışmada, klasik kıkırdak yenileme tekniklerine kök hücrelerin eklenmesi ile daha kaliteli bir iyileşme dokusu oluştuğu gösterilmiştir.

Düz Tabanlık(Pes Planus)

Düz tabanlık, ayağın normalde olması gereken iç uzun kavsinin kaybolarak topuğun dışa doğru kayması ile karakterize bir ayak deformitesidir. Düz tabanlık denildiğinde genellikle akla çocuk ayağı gelir, fakat düz tabanlık sadece doğuştan olan bir durum değildir

Esnek düz tabanlığı bulunan hastaların büyük çoğunluğunda hayatlarını olumsuz etkileyecek bir durumla karşılaşmazlar. Günümüzde bilimsel çalışmalarda düz tabanlığın tedavi edilmesine gerek olup olmadığı hatta esnek düz tabanlığın bir hastalık olmadığı normalin bir varyasyonu olduğu tartışılmaktadır. Ağrısız düz tabanlık da tedavi gerekmez, ancak bazı formları ağrılı olabilir, bu durumda ;

Ayakkabı değiştirme (ayakkabı modifikasyonu),

Ayak iç kısmını destekleyen tabanlık veya ortez kullanımı

Ağrıyı hafifleten antiinflamatuar ilaçlar kullanımı,

Fizik tedavi seçenekleri vardır.

Diz Kireçlenmesini Nasıl Önleyebilirim?

Diz kireçlenmelerini önlemenin en baş rolü, gençlik çağlarında diz eklemini aşırı zorlayacak sporlardan kaçınmaktır. Bu sporların başında toprak zeminde oynanan futbol, sert zeminde yapılan bir takım sporlar, diz eklemini aşırı yük altında bırakan sporlar sayılabilir.

Bunun dışında geçirilmiş bir takım hastalıklarda diz eklemini bozabilir. Diz ekleminin enfeksiyonu diz eklemini tutan romatizmal hastalıklar da kıkırdağı bozabilir. Bunların zamanında etkin tedavisi yapılırsa eklem bozulmadan ilerdeki kireçlenmeye bir önlem alınmış olur. Bunun dışında bugün için sebebini bilmediğimiz 50 yaşından sonra ortaya çıkan diz kireçlenmesinin tamamen önlenmesine yönelik herhangi bir tedbir söz konusu değildir. Ancak hastalık ortaya çıktıktan sonra hastalığın hızlı yayılmasını engelleyebilmek için bir takım kıkırdak koruyucu ilaçlar eklem içi enjeksiyonlar yapılabilir. Hastanın yaşamını ayarlaması yani ayakta mesleği olan kişilerin daha çok oturarak bu işi sürdürebilecek pozisyon almaları ev hanımları ev işlerini mümkün olabildiğince oturarak yapması uzun süre ayakta kalması engellenmelidir. Eğer bunlar sağlanırsa hastalığın ilerlemesi yavaşlamış olur. Daha uzun yıllar cerrahi girişimlere gerek kalmadan bir takım ilaçlarla yaşamlarını sürdürebilirler.

Osteoporoz(Kemik Erimesi)

Osteoporoz en yaygın metabolik kemik hastalığıdır. Beklenen yaşam süresinin uzaması ile önemli bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir. Osteoporozda kemik kırılganlığı artar. Düşük travma sonucu kırık oluşabilir. Genellikle 45 yaştan sonra başlar ve yaşla birlikte görülme sıklığı artar. 50–60 yaş arası bayanlara yüzde 40–55, 60–70 yaş arasında yüzde 75, 70 yaş üzerinde ise yüzde 85–90 olarak bildirilmektedir.

Osteoporozu toplum sağlığı sorunu haline getiren yönü kırıkla olan bağlantısıdır. Beyaz ırkta 50 yaşında kadınların yüzde 40, erkeklerin yüzde 13’ünün kalan yaşamlarında kırık geçireceği öngörülmektedir. Osteoporotik kırıklar genellikle omurga, kalça ve el bileği şeklindedir.

Risk Faktörleri

Risk faktörlerinin bir kısmı değiştirilemez (yaş, ırk, genetik yapı gibi), bir kısmı ise değiştirilebilir (beslenme, sedanter yaşam, sigara gibi) faktörlerdir. Yeterli kalsiyum alımı büyüme ve gelişme döneminde sağlıklı kemik gelişimi açısından önemli olduğu kadar, ileri yaşlarda da kemik kütlesi korunması açısından da büyük öneme sahiptir.

Yetersiz miktarda alınan çeşitli vitamin ve mineraller (magnezyum, çinko, bakır, fluorid, vitamin C,K, A gibi) veya aşırı miktarda tüketilen protein, sodyum, kafein, alkol, sigara gibi maddeler osteoporoz yönünden önemli risk faktörleri

oluşturabilmektedir. Düzenli egzersizde kemik mineral yoğunluğunu arttırmaktadır.

Korunma

Osteoporozdan korunma çocukluk çağında başlar ve yaşam boyu devam eder. Korunma, yeterli bir kalsiyum alımı, düzenli egzersiz ve kadınlarda yeterli östrojen erkeklerde ise yeterli testosteron düzeylerinin sağlanmasını kapsar. Çocukluk, adolesan dönem ve genç erişkinlik dönemlerinde güçlü kemikler oluşturulması ileri yaşlarda osteoporoz gelişiminden korunmak için önemlidir. Düzenli fiziksel aktivite, örneğin yürüyüş, aerobik veya merdiven inme-çıkma, kemik kuvvetini arttırmada önemlidir

Ayakkabı Seçimi

Vücudun tüm yükünü taşıyan ayaklarımızın sağlığı için ayakkabı seçimi çok önemlidir. Ayak deformasyonlarının önlenmesi için topukları 3-4 cm’i geçmeyen aynı zamanda sıfır topuk ta olmayan, parmakların rahatça sığabileceği genişlikte, yumuşak bir deriye sahip ayakkabılar tercih edilmelidir. Özellikle ayak parmaklarındaki şekil bozuklukları; ucu sivri ve dar ayakkabıların giyilmesi sonucunda ortaya çıkan deformasyonlardır. Yüksek topuklu ayakkabılar da ayağa binen yükü ayak topuğundan öne doğru kaydırdığı için ayağın ön bölümünün aşırı stres altında kalmasına neden olmaktadır. Yanlış ayakkabı seçimi aynı zamanda diz, kalça ve bel ağrılarına da neden olabilmektedir.